2 Temmuz 2014 Çarşamba

35



Elbet 35 yolun yarısı etmez.
Yiten canlar asla geri gelmez.
İnsanlık suçunda ne ola ki aklamak.
Sadece sen değil insanlık da yandı MADIMAK !


11 Ocak 2014 Cumartesi

İnternetime Dokunma !


AKP’li vekillerin imzasıyla meclis başkanlığına sunulan yasa teklifiyle internette sansür derinleşirken, yasa teklifine karşı 18 Ocak’ta sokağa çıkma çağrısı yapılıyor

AKP’li 27 milletvekilinin imzasıyla meclis başkanlığına sunulan, internette denetim ve yaptırımların genişletilmesine ilişkin kanun teklifi, “torbalaştırılarak” alt komisyonda kabul edildi. Teklif internet sansürünü derinleştiriyor.

Teklife göre,


  • Yer sağlayıcı yurt dışındaysa bile erişim engellenebilecek. DNS değiştirerek bir siteye girilemeyecek.
  • Sansür, URL adresi tabanlı yapılabilecek: Anahtar kelimelerle “uygunsuz içerik” belirlenip sayfa kaldırılabilecek.
  • Hâkimler, 24 saat içinde sansür kararı verebilecek. “Zararlı” görülen içerik çıkarılmazsa, 500-1.000 TL arasında günlük para cezası kesilecek.
  • Hosting firmaları her kullanıcının izini sürebilecek. Her kullanıcının internetteki faaliyeti kayda alınarak bir-iki yıl saklanacak.
  • Bakana ve TİB başkanına bizzat tek kişi olarak internet sitesi erişim engelleme yetkisi verilecek.
  • Değişiklikte Erişim Sağlayıcıları Birliği öngörülüyor. Bu birliğe tüm erişim sağlayıcılar katılmak zorunda ve birliğe gönderilecek olan “erişimin engellenmesi kararı” 4 saat içinde uygulanmak zorunda.





‘İnternetime dokunma’

Sansür yasasıyla ilgili Sayfalar Ortak Platformu 18 Ocak’a eylem çağrısı yaptı. Platform, 18 Ocak 18.00′da sokağa çıkmaya, 21.00′da tencere tava çalma ve ışık söndürme eylemleri yapmaya çağırıyor.

Eylem çağrılarının kesinleştiği yerler:


İstanbul: Taksim Meydanı

İzmir: Alsancak Sevinç Pastanesi

Ankara: Kızılay

Eskişehir: Espark

Bursa: Heykel

Kocaeli: Cumhuriyet Parkı

Antakya: Armutlu

Mersin: Forum AVM

Balıkesir: Merkez TÜİK

Antalya: Cumhuriyet Meydanı

Kocaeli: Cumhuriyet Parkı

Denizli: Candoğan Parkı



31 Aralık 2013 Salı

Mutlu Yıllar




Kışın ortasında kendisinden birkaç beden büyük incecik hırkayı giyip tartısının başında belki tartılan olur diye umutla bekleyen çocuk,bir eli koltuğunun altında diğer eli titreyerek insanlara mendil uzatan küçük kız,benzinlikte arabaya tazyikli su tutup yıkayan ve insanların benzin aldığı için arabalarını ücretsiz yıkatıp senin yapmak zorunda olduğunu düşündükleri için bırak para vermeyi teşekkür bile etmeyi düşünmedikleri çocukları evde çoktan uyumuş baba,son model ya da kalbur üstü arabalarıyla ya da her neyse eğlence mekanlarına gelip bir gecede yüzlerce hatta binlerce liralık hesap ödeyen insanlara gece boyunca hizmet eden lakin evine toplu taşıma aracıyla dönen genç adam senin de yeni yılın kutlu olsun.


Not : Fotoğraf  Elif AKKUŞ'a aittir.Kullanmama izin verdiği için kendisine teşekkür ederim.




21 Kasım 2013 Perşembe

Ordan Burdan 5



Evet nerede kalmıştık ?


Yine aynı cümleleri kuracağım :) Uzun zaman oldu yazmayalı , yazamayalı.Yazmak için çok da fırsat oldu belki.Lakin yazabilmek için hasret anca birikti diyelim.


Çok şey değişti hayatımda ,çok hızlı geçti bu yaz da.Askere gittim mesela.Ne olduğumu anlamadan gittim hem de.18 gün acemilik dönemi derken biranda 38 gün oluverdi.Yemin töreninin yapılacağı o Cuma bi gelmedi.

Askerlik için anlatılacak,yazılacak çok şey var.Korkmayın hemen,zaten pek okuyucum olduğu söylenemez elde var olanları da askerlik anıları anlatıp kaçıracak değilim :)

Askerlik ne kadar kısa olursa anısı da o kadar fazla olurmuş derler :) Ama inanın benimki öyle değil.Valla değil.


Neyse şahsi konulara pek girmeyelim.(Kusura bakmayın uzun süredir yazmayan biri için girizgah olarak kabul edin yukarıdaki zırvalamaları)


Sobadan sonra kanoriferli ev de pek rahat oluyor.


Hani hep imreniyoruz ya çok zenginlere , zevk-i sefa içinde yaşayanlara , kimi yerlerinde fındık kıranlara.Hani diyoruz ya onlar için bazen "Allah bir kere yürü ya kulum demiş" diye.Allah'ın yürü ya kulum dediği için yürüyüp hatta koştuğunu düşündüğümüz insanlar parayı,rahatı,bolluğu ne kadar çekiyorsa öte yandan tüm sıkıntıları,dertleri üst üste yaşayan insanlar da var.İlkine imreneceğimize,diğer örneğe bakıp şükretmeli mi ne ?


Çocuk her yerde çocuk.Ne acı , ne keder , ne dert yaşlandırır yüzünü , ne hüzün eğer yüzünü.Çocukken her şey iyi hoş da peki ya büyüyünce ?



Anladım ki hayal kurmayla da olmuyor.Harekete geçmeyince aslında insan yerinde sayıyor.


İnanmış bir insan her şeyi başarabilir.


Geciktirmemeli hayatı,her şeyi zamanında yaşamalı.Pişman olmamalı ilerde geçmişte ertelenenler için.


Zamane parmak oyunu : 5 arkadaş bir yere oturmuş.Bu akıllı telefonu çıkarmış mesaj yazmış , bu da akıllı telefonunu çıkarmış oyun oynamaya başlamış , bu da akıllı telefonunu çıkarmış ve sosyal medyadan başka arkadaşlarıyla muhabbete dalmış , bu da akıllı telefonunu çıkarmış ve masadaki henüz içilmemiş ama soğumuş kahvelerin fotoğrafını çekip paylaşmış, bu da çıkaracak akıllı bir telefonu olmadığı için " Hani biz muhabbet edecektik ? " demiş.


Aklının olmadığı yerde bedeninin ne işi var  ?



Yalnız olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu tek başına yorgana nevresim geçirirken anlarsın.


Terk etmek zor bir şehri.Tek başına bırakıp gitmeler zor.Hele bir de arkana bakmadan gidebilmek daha da zor.


Gönlün sığdığı yere beden de sığar.


Lafı fazla uzatmadan huzurlarınızdan ayrılsam iyi olur sanırım :) En kısa sürede tekrar buluşabilmek dileğiyle.Sağlıcakla,umutla kalın.

NOT: Son birkaç gündür fena halde takılmış durumdayım,bu yazıyı yazarken kaç defa çaldığını tahmin bile edemezsiniz.Hani olur da dinlemek istersen burada.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Ordan Burdan 4




  • Uzun zaman oldu yazmayalı,yazamayalı.Yazmak için çok da fırsat oldu belki.Lakin yazabilmek için hasret anca birikti diyelim.



  • Ne baba,ne amca,ne teyze,ne abi,ne abla,ne kardeş,ne eş dost ne de sevgili hiç biri ANNE kadar vefakar ve cefakar olmaz,olamaz.İstese de olamaz.



  • Şarkıda da dediği gibi “belki de ne bileyim ben.”



  • Zor olur gitmeler,gidip de arkada bırakmalar.Başka şehirde yaşanan hayatlar,başka şehirde yaşattığın hayatlar…



  • Geçenlerde sinemaya gidebilme fırsatım oldu - malum köy hayatı kafana estiği her anda gidemiyorsun - .Uzun hikaye filmine gittim.İyi ki de gitmişim.Uzun bir aradan sonra beni etkileyen bir filmdi.Bilmiyorum izleyeniniz var mı.Birçok sahnesinden söz edilebilir belki ama ben halen o palto sahnesinde kaldım…Palto sahnesi mi ? Uzun hikaye be arkadaş ….



  • Evde saksıdaki çiçekler hep mi solar yoksa aramızda cana kıyanlar mı var ?



  • Şafağı sadece askerler sayar bilirdim buraya gelmeden önce.



  • Yalancı bahar var.Bir de yabancı bahar.Hiç gelmiyor sana o yüzden yabancı.Gelse de tanıyamazsın artık o derece.



  • İlk günden hep sonunu düşünüyoruz ya her şeyin,hani bir de sonunu düşünen kahraman olamaz diye bir söz var.İşte bu sebepten kahraman olamıyoruz biz.Sıradan insanlarız yani.



  • Yalnız uçan her kuşu asaletinden mi sandın ? 



  • Yazıya başlarken de  yazıyı bitirirken de bu çalıyordu.Defalarca dinlenesi.Sağlıcakla…


30 Eylül 2012 Pazar

Ordan Burdan 3



        Bir neslin eğitim öğretim hayatı bu silgiyi koklamakla geçmiştir.Nasıl da kokardı mübarek.Kokusundan ötürü tadına bakmışlığımız bile vardır :) Şimdilerde ne bu silgi satılıyor ne de arılar eskisi gibi doğal bal yapıyor...


        Günümüzde pek rastlayamadığımız masumiyet yoksa çorak toprakların çocuklarında mı gizli ?


        + Amca şu gofretler kaç para ?
        - 75 kuruş .
        + 50 kuruşa olmaz mı ?
        -  Paran mı yok ?
        +  ............... (Sessizlik)
        - İyi ver hadi parayı olur.
        50 kuruşunu yolda bakkala gelirken düşmesin diye avcunun içinde sımsıkı tutan çocuk sen yeter ki iste elbet olur.


        Fakırın bir sigarası vardı,birde Bozkır'ın bağrı yanık,gönlü zengin,yüreği geniş tezenesi.Sigara söndü,Bozkır şimdi daha naçar.


        Bisikletine teptiler diye ağlamayıp kendinden büyüklerle dövüşmeye kalkışan yanlız abisi olmadığı için dayak yiyen çocuk ; ne yazık ki büyüdüğünde de dayın olmadığı için daha çooooook bisikletine tepecekler...


       Nasıl başlarsan öyle gider diyorlar ya.Öyle olmuyor işte.Ne okula ilk başlayan öğrenci ilk günkü gibi özenli,titiz,dikkatli,çalışkan ve sessiz oluyor ne de mutlu ve umutlu başladığın gün öyle bitiyor.


       Dost dost diye Nietzschesine sarıldım benim sadık yarım kara topraktır.


       Sayılı gün çabuk biter diyorlar birde.Halbuki saydığın gün çabuk bitmiş oluyor.


       Özlem sadece 5 harften ibaret olsa keşke ...


      Hayatta "keşke" si olmayan insan ya hiç hata yapmıyor -ki bu imkansız- , ya çok umursamaz ve hayatı Carpe Diem tadında yaşıyor, ya da hata yapıyor da pişman olmuyor.Acaba hangisi senin benim gibi normal bir insan ?


      Özüne güvendiğin insanın sözüne de güveniyorsun şüphesiz.


      Eğer olur da bir yerde kiralık kanoriferli ev ilanı görürsen bil ki o ev binbir zorlukla alınmıştır.


      Sıcak ev,sıcak çorba neyse de sıcak insan,sıcak sohbet aranır oldu artık.


     Son olarak demem o ki; cahildim dünyanın rengine kandım ...

   
   
     


     

17 Mayıs 2012 Perşembe

Herkesin Tuttuğu Kendine !


Üç kişinin kaldığı bir evde yaşayan er kişisi sabah işe gitmek için erkenden kalktı.Tuvalete gidip elini yüzünü yıkadı önce.Ardından gün boyu dışarda olacağı için tuvalette uzun süre kaldı diğer iki ev arkadaşının da tuvaleti kullanacağını düşünmeyerek.O kadar uzun süre kalmıştı ki tuvalette diğer iki kişi maalesef tuvaleti kullanamamıştı.Haklıydı tabi erkenden kalkıp tuvaleti kapatan er kişi.Erken kalkan yol alırdı.Tuvaletten çıkar çıkma üstünü giyinip yola koyuldu.Durağa kadar yürüyüp kalabalığı yararcasına sıraya geçti Otobüsteki nadir boş koltuklardan birini gözüne kestirip hemen oturdu.Otobüs durakları bir bir geçerken içeride metrekare başına düşen insan sayısı da sürekli artıyordu.Sabahın erken saatleri olmasına rağmen otobüsteki yaş ortalaması da artıyordu tabiki.Er kişinin içindeki ses " Şurada ayakta duran yaşlı teyzeye yer versem mi acaba ? " dedi şuursuzca.Ama çok geçmeden er kişinin içindeki şer kişi yanıtladı " Otobüste oturan benden genç o kadar insan var onlar kalkıp yer vermiyorken ben neden yer vereyim milletin kerizi ben miyim ? " Er kişi içindeki şer kişinin sesini dinledi umarsızca camdan izlemeye devam etti şehri diyarı.Sanki ayakta bekleyen yaşlı insanları görmemek için camdan öylesine bakıyor,karşı yoldan geçen arabaları sayıyordu.İçindeki vicdan muhasebesi tam olarak bitmemişti ki nihayet ineceği durağa geldi.Bu sefer de otobüsün içindeki kalabalığı yararcasına indi otobüsten.Tam çalıştığı işyerinin önüne gelmişken kapının girişinde bir kalabalık gördü.Yerde vatandaşın biri yatıyordu.Belli ki ya bayılmıştı ya da hastaydı ve kriz geçiriyordu.Yine içindeki şer kişi seslendi gaipten " Ne biliyorsun belki de Allah'ın hapçısı krize girdi " Kimileri yerde yatan şahsa müdahale etmeye çalışıyor,kimileri akşamki sosyal medya paylaşımına malzeme çıkarmak için kamera ile çekiyor kimileri de şaşkınca bakıyordu.Ama 112 acil servisi aramak kimsenin aklına gelmiyordu tabi bizim er kişinin de. Zaten nasıl olsa biri arar dedi er kişi ve aldırmadan binadan içeri girdi.

Çalışma arkadaşlarına " Günaydın " diyerek içeri girdi er kişi.Uzun bir gün masa başı iş onu bekliyordu.Masasına oturur oturmaz aynı iş yerinde çalışan hatun bir kişi çalışma arkadaşlarından birinin doğum günü için para toplamak için duyuru yaptı.Bu duyuruya göre kişi başı cüzzi bir miktar (10 tl) düşüyordu.15 kişinin çalıştığı bu iş yerinde 160 liraya mal olacak bu sürpriz için kişi başı 10 lira toplanacak lakin geriye kalan 10 lira için herkes ortaya bozukluk da atacaktı.Hemen cüzdanından 10 lirayı çıkarıp hatun kişiye veren bizim er kişi bozuk çıkarmadı ortaya.Çünkü zaten geride 14 kişi vardı ve birileri de bu parayı verirdi.

Hayatında en çok ben kelimesini kullanan,1.tekil şahıstan başka şahıs bilmeyen,bilse de pek önemsemeyen,evde,işte,sokakta kendi için istediğini başkası için de istemeyen,kendi başında olmayan lakin başkalarını mahveden dertler ve toplumsal sorunlar için zerre adım atmayan bu kişi aslında bize pek de yabancı olmasa gerek.

Bu devirde herkes kendi derdi peşinde,kendi kesesini doldurma derdinde.Yani bir nevi HERKESİN TUTTUĞU KENDİNE ...